Latest Tweet

5

Senelerdir ablam sayesinde bitirmek zorunda kaldığım İpek Ongun serisini unutamıyorum.Bu kadın zamane Elif Şafak’ı gibi bişeydi sanırım.Böyle genç kızları SERRAAAAA adlı şizofren bi kızla hipnotize etmişti.

Bence bugün turizmle ilgilenen her 86-87-88 doğumlu kızlar bu kadın sayesinde böyle abuk sabuk kararlar aldılar.Zaten o dönem kızların 2 tane seçeneği varmış ya Çocuk Gelişim okuyacaklar ya da Serra’ya özenip Turizm bölümüne kapağı atacaklar.

Gelgelim kitapların konusuna:Abi ben hayatımda bu kadar para harcayan bir kız görmedim.Bütün seriyi dikkatlice okusak bir istatistik çıkarsak heralde Serra bi ev parası bitirmiştir.Hatun gezilere gidiyo,yok devamlı hediyeler alıyo,gece dışarı çıkıyo,gündüz sinemaya gidiyo,ordan çıkıyo 5 tane kitap satın alıyo…Devamlı sevgili değiştiriyo bi de kaltak Serra ama biri de çıkıp ”AGA SEN NE KAŞARELLA OLDUN YEEAAA BAŞIMIZA” demiyo.Çünkü çok duygusal,çok böyle ağlak,içsel yaşıyo herşeyini bikbikbik habire böyle bayık bayık anneanne cümleleri.Amaaan yaa bak anlatırken ben sıkıldım İpek Ongun yazarken hiç sıkılmamış.Bi de böyle kendini genç zannetmeler falan..Offf var ya nasıl sinirlendim şu an..Valla ya gidip azını burnunu kırazaim şimdi onun BÖÖÖEEEĞH!.Elim ayağım titredi valla ya.Neyse ne işte siz siz olun okumayın BY!

2

Severken ayrılmak işte buymuş…Hayatta aşk acısı,yok sevgili özlenmesi falan filan hepsi hikaye dostlar.Asıl boşluk bu,asıl çaresizlik bu…Gözbebeklerimizin büyümesi,aniden düşülen duygusal boşluklar.ACI,ZORLUK,KEDER,SIKINTI,GAM,ÜZÜNTÜ,YIKINTI,FOŞURTU!

Sigarayla 5 senedir öpüşmeli,yiyişmeli sıkı fıkı bir hukukumuz var.Yani kısacası biz artık onunla et ile tırnak gibiyik.Her sabah okula birlikte yürür,her yemekten sonra onunla buluşur,geceleri kahveli sevişmelere gark olurduk.

6 gün önce ayrıldık.Ani terketme kararı aldım ırıspıyı.Neden aldım?Nasıl aldım? Ne şekilde aldım? İnan ben de bilmiyorum.Bırakmadan önceki son sigaramı hatırlıyorum böyle keyifle içmiştim,bi arkadaşa tavlada 4-1 koymuştum bi de ohhh,bunun üstüne hemen tellendirivermiştim…

Son sigaramı da içtikten tam 1 gün sonra sinirlerim yavaş yavaş yamulmaya başladı vesselam.Aslında ilk 2 gün çok kolay,yani sonuçta istediğin zaman yakabilirsin ”Yapamadım yiiiiaaaa” diyip belki deneme yamulma yaşarsın.Kendine çabuk yenilirsin.Ama şöyle 4 gün oldu mu onu yapamıyorsun.Hiç değilse 4 gün çektiğin işkence boşa gitmesin diye devam ediyosun.Basıyosun gaza…Ama gün geçtikçe bedenin sigaradan uzaklaşırken beynin onun özlemiyle yanıp tutuşuyor.Millet önünde çatır çutur her marka sigarayı yaktıkça kendini tırın altına atmak istiyosun.Kendi kendine ”Acaba sigara içemediği için sinirden ölen var mıdır?” diye soruyorsun..

Geceleri enseden başlayıp tam iki kaşın ortasında biten garip bi ağrı uyumaya çalışmak…Ayrıca uykuya dalmakta zorlanmam,dalamayınca kalkıp yemek yemem,yemek yedikten sonra sigara içemediğim için aniden mutsuzlaşıp o saatte pudingler,cipsler,kolalar içmem obeziteye davetiye çıkardığımın göstergesi.Gerçi bu gidişle davetiyemi bile yerim ben!

SONUÇ:Sigaraya hiç başlamamışları çok kıskanıyorum.Hee böyle bok varmış gibi zırt pırt yakıp durduğunuz sigaralarınız da tek tek götünüze girsin :(Ayrıca saat itibariyle 7.güne girdim.Neyse ben gideyim de ayılı jelibonların kafasını sinirle koparayım.ÇAVVV!

28

               

İbrahim Tatlıses tuzlukları:Bu tuzluklar genelde ”ev moda”sını takip etmeye çalışan mistik,entellektüel,yenilikçi anneler tarafından popüler hale getirilmiştir.Zamanında ilk kullanım aşamasında gayet sevimli bulunup,neşe içinde tarz yapılırken durumlar değişik bir hal almaya başlamıştır.Bu İbo’nun şapkasından akmayan tuz ve karabiberi gören ev halkı gergin dakikalar yaşayıp,deliklerlere isyan etmişlerdir.Yine de gönlümde yerleri bi başkadır.

 

Yoğurt kapları:Hala kullanımı delicesine revaşta olan bu müthiş buluşun mücidi kimdir? nedir? nasıl aklına gelmiştir? hangi kafayla bunu bulmuştur? bilinmiyor…Mutfak dolaplarımızın,buzdolabımızın çeşit çeşit bu kaplarla dolu olması ve içinde ne olduğunu göremediğimiz için her seferinde sevinçle açıp BAKLA veya FAVA görüp aniden moralimizin yerlerde sürünmesi artık alışagelmiş bir durumdur.

   

Nazar boncuklu tuvalet seti:2000’li yılların gelmesiyle birlikte moda olan bu set her evde zamanında kullanılmıştır.Kıçımıza nazar değmesin diye midir?Banyo yaparken kim vurduya gitmeyelim diye midir? Nedendir? Bilinmez ama bokumda boncuk aramayıp en nihayetinde sıçarken bile bunlara odaklanıp sigaralar tüttürmüşlüğüm vardır.

Salon Büfesi:Dantel dantel dolu anlamsız bi oyma parçası.İçine konan bardaklar,çaydanlıklar,tepsiler,kitaplar,igoanalar,zebralar…artık allah ne verdiyse işte…bunlar hiçbir zaman kullanılmaz ama bayramdan bayrama temizlenip,tozları alınır.Özellikle danteller bol kloraklı sulara yatırılıp,gıpgıcır şekilde tekrar yerlerine serilir.Genelde süs olsun diye üstüne 3-5 fotoğraf da sıkıştırılır.Bu büfeler senin çocukluğunu hatta bebekliğini bile bilir.Ona saygılı davranmalısın! 

Bitmiş Krem Kutusu:İşte en sevdiğim şey…Hele ki böyle uzun süre kullandığım bi krem bitmişse kutusunu çöpe atmak bana hainlikmiş gibi geliyo.Kaç aydır içi doluyken aranda bi bağ oluyo sonuçta.Ama bunları atmayıp ne bileyim işte bi küpe kutusu,düğme kutusu,kalemtraş çöplüğü,bozuk para kutusu vb…olrak değerlendiren herkesi o kadar seviyorum ki bilemezsiniz.

Tüm bu saydıklarımdan en az 3 tanesi sana yakın gelmişse belki de benim akrabamsındır.Ya da hepimiz çok sıradanızdır.Bilmiyorum…

3

Benim hiç anomimim yok yahu.Hayır varsan baksan yazdıklarımı kimsenin okuduğunu bile düşünmüyorum.Sanki öylesine takip ediliyormuşum gibime geliyo çoğu zaman.Sadece daşbordu izliyorum,layklıyorum falan.Ben bildiğin tüketici hissediyorum tumblrda.

                                                                                              -Ezik

8

               Şehrin her yanını sarmış kırmızılı,kurdelalı,süslü püslü,kardan adamlı yeni yıl coşkusu.Binamıza bir şömine bile yapmayan müteahhitler bu yıl kıçınızda kıl dönmesi olsun e mi? (not:müteahhit yazarken gugıldan yardım alındı)Ne olurdu bi şöminemiz olsa,çorapları çivelesek içine 5-10 göynümüzden ne koparsa dileklerimizi yazıp,gece uykuya dalsak.Ama yok biz ölelim.Herneyse Amerikan özentiliğimi birazcık ucundan gösterebilmişsem mutluyum.Gel gelelim asıl konuya.Yılbaşında ne yapacağız,ne yapmalıyız?????

1.AİLECEK KUTLAMAK:

Şöyle ki; Kimse yeni yıla ailesiyle pek girmek istemez (tabi uzakta okuyan,evli veya asker bla bla… hariç) Ama genelde 20 gün önceden planladığınız ”Nursellerin evinde içkili seksli partyy wuhuuu” etkinliği son dakika ”Nursellerin babası izin vermemiş vb..” hayal kırıklıklarıyla sona erdiği için mecbur yılbaşını ailecek geçirmek zorunda kalırsınız.Genelde evde yapılan kutlamalarda evin annesi geçen sene girdiği mutfaktan bu sene çıkar (seneye görüşürüz esprisini aldınız de mi orda) Anne yemek hazırladıkça hazırlar,baba içki stok yaptıkça yapar,çerezler,meyveler,tavuklar,çiğ köfteler….Sanırım ailelerimiz yeni yılı ‘‘Bol bol yiyip sıçalım” olarak algılamışlardır.Ama olsun en azından doyarsınız.Tabi tv’de Muazzez Abacı Konseri falan varsa direk odanıza gitmenizi öneririm.Kapıyı da sıkı sıkı kilitleyin…

2.MEKANDA KUTLAMAK:

Herkes yılbaşını bi mekana gidip kutlamayı matah bi bok zanneder.Hatta haftalar öncesinde facebookta ”Kenks haftaya kopujaazz vallahaa yihuu” gibi gözümüze gözümüze sokma çabaları da ayakta alkışı hak eder.Fakat mekana girildiğinden itibaren o mutlu arkadaş grubu bir türlü sığışamama,tuvalete gidememe,içki alamama sorunsallarını peşpeşe yaşayınca yeni yıla değil götüme girerler…Mekanlara gitmeyin,oralar sizi yer!

3.ARKADAŞLARLA EVDE KUTLAMAK:

Migrostan yapılan toplam 100 liralık alışveriş ve paket paket sigaralar eşliğinde kafaca anlaşılan bi sürü arkadaşın olduğu ev en güzelidir.Tabu,scrabble vb.. oyunlar da varsa dadından yenmez bence.İnternet elinizin altındadır.Dertlendiğinizde şarkıyı bangır bangır açıp dostlarınızın koynunda ağlayabilirsiniz.Gecenin sonu herkes maymuna dönüp mutfakta banyoda uyuyakalarak bitebilir ama yine de güzeldir.Sakın evde ayakkabılarla gezelim..Yok işte ”Küçük Sırlar,Gossip Girl” tarzı olsun demeyin terliklen suratınıza çarparım..Terlik giyin,patik giyin…

Öyle yada böyle yeni yıl bi şekilde kutlanır.Bol bol içelim,sıçalım,sevinelim,ağlayalım..Yeni yıl isteğimiz herşeyi bize versin..MERİ KIRİSMIS!!!

3

”Yağ satarım bal satarım ustam ölmüş ben satarım” şarkısı kadar trajikomik hatta dramatikliği soğan kokan bir dünya burası…Usta ölüyor ama elinde mendille milletin çevresinde koşup ”bir kaşık ayran,yarın sabah bayram” sevimsizliğini uyguluyorsun dostum.Sorunlarını başkasının üstüne yıkmak,bir kişiyi seçip onu ”ebe” yaptıktan sonra hayatın verdiği rahatlığı kimse yaşayamaz.Sanırım bugünlerde ben ebemi arıyorum.Aslında sırtındaki lafları,küfleri gidip bir vapurda bırakmak,hayali ihracatın ilk girişimini vücudunda hissetmek,vurup kaçmak,çakıp geçmek,gösterip elletmemek diyorum bu duruma…

Çirkinin şansına özenme sorunsalı arttıkça güzel olduğunu zanneden megolaman bir ibiş oldum ey hayat.İstiklal Marşı’nda duygulanan,marşı okurken bayraktan gözünü ayırmayan o insan gitti resmen.Saftım,saftın,saftık kısacası.Milli duygularım son kullanma tarihini geçmiş.İnsani yargılarım bencilleşmiş.İçim kabarmış.Üç vakte kadar bana kısmet çıkacak..bla bla bla….Güvendiğim tek hayvan hamamböceği oldu.Apartmandan her çıktığımda ters yatış pozisyonuna kanmadığımı anlıyor sevgili hamamzade ve kalkıyor,yürüyor cesurca.Onu öldüremem.Benim kokumu aldığı halde taklitten vazgeçmiş,güvenmiş bana.Kafa tutmuş çirkin kahverengi bir beden o sadece…Posta kutularına bırakılan broşürleri eve çıkarıp saatlerce inceliyorum.Bazen başkası adına bırakılan dergileri bir günlüğüne çalıp beğenirsem bir ömürlük sahipleniyorum.

Televizyada hayat çok güzel.Sekiz odalı konaklı,villalı,hizmetçili,bahçivanlı,tonton aşçılı,dadılı,analı,babalı diziler bize resmen rehber oluyor.Mesela artık bir villam olduğunda salona beyaz koltuk takımı alacağımı biliyorum.Silahım olursa odamdaki şifreli dolaba koyacağım kesin.Sahi bütün zenginlerde şifreli dolap olsa gerek ya tablonun arkasında yada dolabın içinin kıyı bucak dibisinde.Alışveriş için çıktığımda alacak bir iğne bulamamam,normal zamanda üç kuruşum yokken aniden ucuza gördüğüm kazaklar gibi gamsız olmalıyım.Overlok makinesi artık ayağıma gelmeli ve susmalıyım!

1

 

Seni,senden çok kimse düşünmüyo bundan emin olmalısın.Bugün ölsen arkanda iki sümük akıtacak üç beş insanın var onlar da seneler geçtikçe,evin oturma grubu,elektrik faturası,dıdıydı bıdıydı derken unuturlar seni mezarda ‘’Sezercik Aslan Parçası’’ gibi kalırsın.Hani o filmde lunaparkta şeker satar Sezercik bozuntusu,şekerleri satın alan çocuğa dönüp ‘’Tadı güzel mi?’’ der.Çocukta utanmadan verir o an küsküyü ‘’Immm baldan bile tatlı’’ diye cevap verir.Hah işte tam öyle hissettiğim günler yaşıyorum diyebilirim.Tadını bile bilmediğim şekerleri herkes karşımda löp löp mideye yuvarlarken,tezgah bana ait olduğu halde Erol Taş baskısıyla bir tane bile alamıyorum ya resul….Peki kim bu Erol Taş? Benim hayatımda yeri nedir?

Erol Taş bugünlerde karşıma devamlı çıkan bir engel,bir duvar,bir polis şeridi diyebiliriz.Sadece iki adım uzağımda olan fırsatlara ben bir adım atarken Erol Taş giriveriyor devreye..Şanssızlıktan yakınmıyorum.Bir iş olmuyorsa ‘’amaaan başka bişeye bakarık yiiaaa’’ kafasına erişmiş biriyim.Ama bu kadarı fazla anasını satayım.Benim şu hayatımı Yaprak Dökümü’nde oynayan Ali Rıza Bey yaşasaydı 59.Bölümde kahrından ölür,sezon finali yapamadan çük gibi bırakırdı seyirciyi afedersiniz!!Aldığım her kararı destekleyen aile bireyleri tamamen fikirlerinde 360 dereceyle dönüp,üstümden bir ‘’dikme’’ indirdiler,sağolsunlar… ’’Paralel evrende benim ikizim acaba ne yapıyor?’’ diye düşünmekten kendimi alamıyorum.Kesin çok mutlu şuan piç,uyurken kahkahalar atıyo hatta göt deliği :(

Aşık olamıyorum mesela.Hadi bırakın aşık olmayı….Herkes kadar belediye otobüslerinde benimde bakıştığım,benimde ‘’acaba benden hoşlaştı mı la?’’ diye düşlediğim oldu.Kamusal alanda kesişmelerim bile bitti bence.Gerçi son zamanlarda bindiğim bütün otobüsler birer ‘’huzur evi’’ servisi gibi (bu konu için ayrı bi yazı yazarım belki) Herneyse düşlediğimiz hayatları yaşayamamaya başladığımız gün,hayattan soğumaya başlıyoruz belki.Ayrıca kelek atan veya atmaya çalışan 1-2 ‘’arkadaş’’ görmeye başladığımızda suçu yine kendimizde arıyoruz.Hepimiz elbet ölücez.Bugün Marilyn Monroe bile ‘’koca götlü’’ diye anılıyorsa,sizin için arkanızdan süpersonik cümleler kesinlikle kurulmayacaktır..Hadi tekrar toprak olana kadar susalım…

2

  • Sigarayı terkedicem.
  • Alkolle bazen telefonda konuşup,cilveleşicem.
  • Kayıt zamanı ”Sivas’ta 3 düğün basmışta 4’üncüyü arıyomuş”tipli katil vesikalık resimlerime bir yenisini ekliycem.
  •  Telefon alıcam.
  • Bilgisayarı bakıma sokucam.
  • Saçlarımı Adam Levin gibi kestirdiğime lanet okuyup,zılgıt çekicem (yarrak gibi oldu)
  • Teoman’ın müziği bırakmasını şerefine lokma döktürücem.
  • ”S” beden giyecek bişeyler bulupta beğenip aldığım bir mağazada 3 çifte telli  2 kasap havası atıcam.
  • ”Ehliyet başka bahara kaldı iki gözüm” adlı eseri söyleyip annemi üzük üzük üzücem.
  • İnterneti zamanında yatırıcam.
  • Zamanında yatırmadığım için netim gittiğinde de ”girmiyorum yeeaaa sıkılıyorum felan” demiycem.
  • ”Felan” lafını kullananları toplayıp Kibariye’nin konserine göndericem(hemide en önden izlemek şartıyla)
  • Spor yapıcam.
  • Öyle hayvanlar gibi yapamasamda günde 10 tane mekik çekicem.”Çekmeyeni Bornova Sokağında S….. Mi?” adlı kitabıma imza günü düzenliycem.
  • Eski arkadaşlarımla buluşucam.
  • Yeni ve eski arkadaşlarımı aynı ortamda toplayıp şebek şebek ara bulmaya çalışmıycam.(çok salakça bişey o ya)
  • Dil kursuna gidicem.
  • ”Dil dile değmeden dil öğrenilmez” esprisini yapan ilk 100 kişiyi Allahü Teala’ya havale edicem ve bu işten karlı çıkıcam.
  • Dişçiye gidip azar yiyicem.
  • Zaten koduğum dişçileri çektirmeye gitsem kanal tedavisi,beyazlatmaya gitsem boğaz köprüsü sikkosu taşısı vb.. diyecek ben bunalıma giricem.
  • Sökükleri dikicem,dikikleri sökücem.
  • Küs olduklarımla barışıcam,barışık oldumlarımla küsücem.
  • …….
  • ……..
  • Vallaha bak yapıcam ben hepsini çiçeyim :(
2

Keşke bende Garnier reklamındaki Arzum Onan kadar mutlu olabilsem diyorum keşke…Saçını kahve tonunun zerre pipimizde olmadığı gerçeğini değiştirmese de hatun ne kadar mutlu ve ışıl ışıl..

Bundan 6 sene evvel böyle mutlu,cicili bicili,şirinler köyü misali bir aile otururdu karşı apartmanda.O kadar mutlular,o kadar iyimserlerdi ki eve yıldırım düşse ”Hanım getir içerden etleri mangal yapalım çocuklara kahkahkeh”derecesinde diyaloglara hazırdı kulaklarımız.Sabah 2 kız evden çıkıyo,okullarına güzel güzel gidiyolar.Anneleri her sabah balkondan el sallıyo”Kapşonunu tak bebişim”gibi talimatlarla beni piç pozisyonuna sokuyolar böyle.Annem ben giderken ”Hay senin okuluna daa sana daa” ezgileri eşliğinde arkamdan kapıyı kapatır ben merdivenlerde bağladığım bağcıklarımla dertleşip burun çekerdim pis pis.Yaz dönemine yakın birgün annem ve bu ailenin en pıtırcık,en neşe karaböcüğü tanışıp arkadaş olmaya karar vermişler.Ben o dönemler bir serdar ortaçgil olduğum için,kardeşlerden küçük olana her sabah zaten süzük süzük süzdüğümden bu duruma seviniyorum haliyle:)

Komşuluk gitgide pekişmeye başlıyo.Karpuz tabağı boş yollanmayıp 2-3 köfte konarak kibarlıkların,görgü kurallarının şahı yazılıyo bizim evde.”Aaa kıyamam bak dün gönderdiğim bakla tabağına bebe yağı koyup göndermiş garibim”gibi sapıklaşmaya varan ”boş tabak gitmez” anayasası annemin mutantlaşmasına yol açıyo…Aradan geçen aylar ve günlerden sonra annem her geldiğinde daha değişik hikayeler anlatarak ”HASSİKTİR!” kotamızı doldurmaya başlıyo efeniiimm…

Meğer adam kadını çatur çutur aldatıyomuş aslında kadın çok dertliymiş.Kızlar babalarından nefret edermiş.Ayrıca benim sevdalandığım minik girl annesiyle”salak,mal vb..”şekilde konuşurmuş.(Hayır kınadığımdan değil minik ceylan dışardan hiç öyle gözükmüyordu)Kadının borcu varmış,adamda para bokmuş ama ödemiyomuş falandı fistandı..Yani daha bir sürü bok bok dertler.Sonuç olarak şunu söylemek gerekirse biz daha mutluymuşuz.Dışardan gördüğümüz mutluluklara özenip kendimizi mutsuz etmemeliymişiz.Gökten üç elma düşmüşş…Yok artık :(

Oha ne kadar öğretici bir yazı olduğunun farkındasınızdır umarım.Bugün o kadını gördüm ve bunu yazmak istedim….